İzlekler için Sosyal Medya

ınspector clouseau

29 Nisan 2014 Salı

Yöneticinin Egosunu Şişirme Eşiği

Hello.

Mordor'dayım, unutuldum aldatıldım. 


Sabah 7:22'de uyanma keyfiiiiiiiiiii, 8:30'a kadar uyurum dedim, 09:30'da iş görüşmeleri var, dün geldim, bu şehir çok sıcak, başım çok ağrıyordu, 2 ağrı kesici alıp, telefonda konuşup sonra bayıldım, malum aykü uçak yolculukları sonrası 16,7'lere kadar geriliyor.


Uyuyamadım daha fazla, duş aldım, kahvaltıya indim, ülkücü cenahın çok sevdiği adı Ahmet olan onlara göre protest bana göre dobişko ses sanatçısı da oradaydı. Dev ekranda  haberleri izlerken boğazıma dizildi, minik kız çocuğu ölü bulunmuştu. 1 sn. 1 parmak şıklaması ve yoksun bu dünya üzerinde.

Klasik şöför geldi, "sauna aldınız mı Coco Hanım?" dedi, hea aldım, bu sıcakta bir de sauna alacaktım, bir Mestan klasiği. Mestan Bey yüksekten sallama konusunda bir dünya şampiyonu, onu da  yapıyorum, bunu da tanıyorum, gerçi bu şehrin tamamı tanıyormuş kendisini tüm otel sahipleri de arkadaşı, Hilton hariç.  Kendisi eski bir yönetici acıklı bir kaybediş hikayesi var ama bu mitomani düzeyinde olan gerçekleri çarpıtma durumunu değiştirmiyor.


Şirkete geçiyoruz. Uzun saç dün gece gelmiş özel araç istemiş, dolayısıyla tek başıma yolculuk yapıyorum işin yoksa nehir kenarı koşusunu dinle. 5 dakika var kalas-takoz laptopumu açayım da şahane takvimime bakayım. AA o da ne, masada beyaz bir Gül, yahu bu baltalar orklar tekmele beni diyenler özünde iyiler tabii... Geliyor, "çiçeğini aldın mı kız?" diyor, aldın mı'ya kadar olan kısım şahaneydi, kız dediği anda ağzının üzerine hayali bir kürekle yapıştırıyorum, "Kız! Babandır! Zehra babandır!!!!"
Hacı gerçekten hoşlanmıyorum bu tarzdan ya, pis köylü. Köylü möylü değil dedelerimiz aynı lokasyondan ne yazık ki toprağam muhabbeti söz konusu. Neyse teşekkür ediyorum, merci diyorum, bardağa su koyup içine bırakıyorum. Mordor'da gülün olması bile mucizevi.
Bu sabah yine çok enerjik, çok neşeli, çok konuşkan( it means ilgi bekliyor) hello uzun saç diyorum, ne zaman geldin falan diyor, ben Atatürk'ten geçtim o Sabiha'dan geçmiş yağmuru falan konuşuyoruz, fotoğrafı gösteriyorum, şahane diyor, ne sandın gıbış.


Çocuklar somewhere over the rainbow yaptım ^_^ çok mesudum! nonesmart hedeflerimden biri daha gerçekleşti, yihu. Bu davarlara geçenlerde ybmt eğitimi aldırmıştık, içlerindeki HULKa bir dur demeleri içün, hala savaşımız devam ediyor. Tekmele beni kaşı beni hadisesini biliyorsunuz.

Adayları görmeye başlıyoruz, aralıksız, ooo yea bugün 7de 5 neredeyse bullseye, teklife gidilebilir, 17 aday, yoruldum ama değdi. 
Programın gerisindeyiz diye grafikleri gösteriyor, en sevdiği şey grafik göstermek, Almanca sektörel grafik göstermek, uçakta uyutmamak falan uyan hadi grafik bakalım ülkenin kaynaklarına bakalım, göğe bakalım, piyasada kaç kişi olduğuna bakalım, ihaleye bakalım, uyan hadi çektiğim fotoğraflara bakalım, Coco uyan...ebenin!!!!! Bitmeyen kız istekleri diye bir vine var, onun gibi ımmı? İmmi? Ummu???



İşe aldığımız adaylar ihbar süresi kullanacağı için şu anda teklif yapılsa en yakın 1 Temmuz'da işe başlayabiliyorlar. Yani istediği şey saçma benden, ses tonumu 1 ton aşağı çektim, bilen bilir mülakat sesimle normal konuşmam farklıdır, hele bu gibi durumlar için başka bir ses tonu var, seni anlıyorum haklısın ama tonu... Yani yanlış mı düşünüyorum diye girdim, bu adamlara şimdi teklif yapsak en erken 1 Temmuz da başlayabilecekler, aslında Temmuz için proaktif alım yapıyoruz/dur proaktif falan diyeyim de iyi bir şey yapıyoruz sansın, yani mantıklı ol ben senin tarafındayım maeaannnn, matematiksel olarak hedefi tutturmak mümkün değil(tutturmanız demiyorum, benim öyle bir sorunum yok çünkü, sen diline dönersem hırçınlaşacak hiç çekemem). Ama olsun diye devam ediyor, hoffffffff bugün yine son sözü ben söyleyeceğim havasında. 

Eski ekip arkadasım Muhteşem'in en büyük yeteneklerinden biri karşı tarafa onun yanındaymışcasına biliyormuşcasına  bir hava yaratmaktı, arada fail ederdi lakin dışarıdan bakınca çok komikti bu hadise. Bir ikacı olarak dönem dönem feyvır yapıyormuşuz gibi göstermemiz gerekiyor, üzgünüm/hayır değilim o gerzo egolarınız bu kadar şişik olmasa bizim de bu tip çözümler bulmamız gerekmez. 

Uzun saç arada "ya adaylar benden çok mu korkuyor Coco?" falan diyor, ya ne alaka diyorum siz efsanesiniz, kendi çöplüğünde öyle hakikaten, bir çok yönden de iyi ama bazen tam bir Bülent Ersoy,  önümüzdeki hafta brunchta departman toplantısı yapılacak, haftaiçi, tutturdu sen gitme, ya sen gitme de ne? Gitmeyeyim de napiim, senin gudubet ekibinle her hafta aday görmek ne kadar eğlenceli olabilir? Zaten bugün happy hour'u da kaçırdım senin yüzünden, ibiş!!!! Ayarı yok bu yöneticilerin, bir kaç kez pofpoflanma iyi ama sonra tutturuyor senin toplantın benim Mordor'umdan ne kadar önemli ki, ya sana lanet olsun, Boğaz'da olacağız direktör kafalı.

"Ben gelmeyeyim size aday yönlendireyim" diyorum, ona da hayır, gerçekten çok saçma şeyler düşünmeye başlayacağım. O kadar harika bir moderasyon yapıyorum ki bensiz mülakat işkenceyse o zaman. Bugün adaya 2 bölümden birini seç deyince aslında anlamaya çalıştığımız farklı bir departman için sizi değerlendiriyor olsak bu durum motivasyonunuzu nasıl etkiler..(evet gerizekalıyız ve soap opera kahramanları gibi soru sorarım-fakat RİKARDO MONTALBAN SENIN BABAN).diye yönlendirince gülmeye başladı evet soru bu dedi. Oh god, why so mühendis?

Sonra düşünüyorum, seninle görüşmeye girsek çok eğlenir miydik, eğlenirdik galiba, tekme atmadığın sürece:) bkz:mülakat sırasında elele tutuşmak şimdi sorsan hiçbir ikacı yapmamıştır. Ben yapmadım mesela.

Evet kapatıyorum, çünkü tatlım geldi daha Martini'mi yudumlayacağım, merak edenler için karışık magnolia from heaven ^_^



Ez cümle çalıştığınız yönetici ile aranızı iyi tutun, en azından bir süre, sonra linkedinde endorse falan eder, keser döner sap döner, ne bileyim toplantıda gol atar, işten sonra iş düşünmemek için sorunsuz bir çalışma ortamı yaratın. Yöneticiye de öyle haklısınız böyle haklısınız paşam demek yerine hacı senin bebeler mülakatın içine sıçtı bilgisini paylaşın ki  öyle pembe bulutlar içerisinde dolanmasın. 

En son numarası şu, galiba çok boş vakti var aklıma bakkal ve tartma hikayesini getirdi, bir tablo oluşturmuş, adaya ulaşma süresi, 1. 2. Görüşme, teklife gitme, işbaşı tarihleri falan olan bir şey. Bir de üşenmemiş formül yazmış, o kolonu diğerinden çıkarıyorsun 36 gündür adayı onun yüzünden beklettiğimiz falan ortaya çıkıyor, teyallam. "Olsun Coco" diyor "sende beklemiyorsa kimde beklediğini görek". Yahhaaaaaaa bsg.


Direktörlerin aradığı kahramanınız 

Coco

Vaz vuz yemekler yiyerek formumu koruyorum, bu yediklerim hep senin bütçene charge edilecek uzun saç, çok sinirlendim bir de tatlı yiyeceğim. Eve gitmek istiyorum, uyumak istiyorum.


28 Nisan 2014 Pazartesi

Pazartesi, Sektörel Bazda Tiksiniyorlar Senden

Hello weirdos, hafta tatiliniz nasıl geçti? 

Cuma'dan itibaren kendimi içkiye ve kumara verdim, şaka şaka sadece içtim 3 gün boyunca so ergen haller bence haftanın 3 günü tatil olmalı. Cuma iş çıkışı halkın arasına karışıp Gayrettepe'de metro durağından kaç km bilmiyorum ama Zincirlikuyu metrobüs çıkışına yürüdüm ne güzel egzersiz oldu bir bilseniz. Şehirli züppelerin trafikle imtihanı. 
6'da mekandaydım, arkadaşlarımla buluştum 12'ye kadar içtik, ve kalamar yedik, küçük şeylerle mutlu olmak negzel. Hesabı ödedik, çıkışta konuşarak aşağı inerken daha fazla yürümek istemedim bazen inatçı olabiliyorum köşedeki taksiye bindim, oww yea küçük aptal, edge vaziyette saçmalamadım neden duraktan binmedin, öyle denyosun böyle denyosun, sanırım şu vampirlerin emoluğu çöktü(i mean tırstım ve de korktum) olm bu taksici beni keserse ardımda iz kalsın diye başladım yazmaya, kapıda optimum yazıyor, adamın kulakları kepçe bizim kadar küçük değil, fıstık yeşili tshirt, kot, siyah Adidas kolları 3 çizgili haşortmen giymiş, elinde tespih, yüzünde faça, evet ölürsem beni bu ipuçları sayesinde kimin öldürdüğünü bulabilecekler. Owww yeaaaa.

Eve geldim, uyudum, uyandım devam ettim, uuuuuu çoğoş keşke haftasonu hiş bitmese. Bir ara durmak durumunda kaldım, mide ilacı almak zorundayım öyle karıştırınca iyi olmuyor.

AA bu arada şampiyon olduk, yolculuk var mental olarak hazırlanmak gerek derken bayılmışım koltukta, ay nasıl üşümüşsüm. Valizi hazırladım sonra uykum kaçtı 2:30 a kadar döndüm durdum, en iyi uyku getirme aracı kitaptır diye bir şeyler okudum ama yok, gözlerim acıyor, esniyorum, fakin' insomnia gibi.

Yağmur yağmış, aslına bakarsan önümüzdeki 3 gün boyunca yağmur var, proteinsizlikten yamulmadığımız gün ve geceler geçirmek üzere yine seyahate çıkıyorum.

Pazartesi: 06:26/ alarm acı acı çalıyor, yatağın ters tarafından düşerek kalkıyorum, yanlarım ağrıyor dolayısıyla, hava soğuk, valizdekileri çıkarıyorum acele başka şeyler atıyorum sanki aklımda bir şeyleri unuttum gibi geliyor, kimliğimi kontrol ediyorum, çantamı alıyorum fırlıyorum, geç kalacağım, boğazım zımpara gibi, gözlerim şiş ve kanlı yine çok çarpıcı bir görüntüm var, araba çarpmış gibi Çek pampa.

Ofise geliyorum, cam siliciler var, kahvaltı yapmam lazım önce check-in yapıyorum, 1-2 telefon görüşmesi, kahvaltı, günlük fırçamı yiyorum Küçük Bey'den, Bursa'da ki 5 aday onaylanmış sevinemeden kursağımda kalıyor.
Sinir hücrelerime kolonya döksek ya.


Öğle yemeğinde press edilmiş sünger döner yiyorum, sakız alıyorum malum uçakta cakcak çiğnemek lazım.

Eşyaları topladım, şöför geldi, gitmem lazım şekerim...









Bell Boy hadisesi

En sıkıcı olanı da bu, giriyorum merhaba Coco hn. diye karşılanıyorum, zırt pırt kaldığım için kimlik doğrulama istemiyorlar, Bell Boy alıyor eşyalarımı, nasılsınız, yolculuk nasıldı, daha düşük yıldız bir oteldeysem ben uçağa hiç binmedim ki diyenler... Asansördeki sessizliği özlüyorum ben hani kımıl kımıl rahatsızlık olur ya bazılarında bende olmuyor o. Eğer mülakatta sessizlik olursa der öğretide içinizden 9'a kadar sayın, sonrasında adayın ismini fısıldayarak uyandırın :) şaka şaka ne fısıldayacağım hötö bey hete hanım dilerseniz farklı bir  soru ile devam ederim diyebilirsiniz, adını söyleyince aday odaya geri döner siz de terapist kimliğinizden kurtulursunuz.
Neyse odaya geçiyoruz, içeri kadar giriyor, klasik tanıtım cümleleri her seferinde, bir şeye ihtiyacınız var mı sorusu hayır cevabı ve kapanış. Yo bir dakika şimdi en zor kısma geldik, otelde yaşamanın en gıcık olan kısmı, bahşiş, hayır ya tek başıma otelde kalmamalıyım artık, yanımdaki centilmen uğraşmalı bu sorunla. Paraya ellemekten hoşlanmıyorum, adamın eline mi vereceğim, komedinin üzerine bıraksam rezillik, pıhıfffffff, fak U mennnnnn.

Üniversitedeki eski sevgilim turizm otelcilik okuyordu ay ne zor bir bölümdü bilseniz, 2 dönemde talep ve arz dengesini alıyorlardı bir derste, bizim iktisada giriş'in 10 sayfalık 1.bölümü ve ısrarla kalıyorlardı bölümündeki insanlar. O mu? Bittabi o da alttan aldı hem dersleri hem bazı şeyleri...

Sonraki yıl ona ders anlatmak durumunda kaldım arkadaşları yardım istedi karşılığında çikolata ve Cips getirdiler eve, hizmet sektörü bir çeşit trampa ile işliyordu demek ki... Neyse bunlardan Emre olanı geçen aylarda fb'da "Coco ben sana hayrandım okulda, çok akıllı, Zeki, çevik ve ahlaksızdın" tarzında bişi söyledi, aslında efsaneydin falan dedi hatta hala öylesin...ben de anlam veremedim. Ok biraz değişik ve şeqil olduğumu kabul ediyorum ama ben bu herife iktisat anlatırken sevgilimde yanımdaydı herif bana mı yürümüş, olm pistlerden uzak kalmak kötü bi' bok anlamıyorsun...

Neyse işte yazları daha doğrusu Mayıs itibariyle bu kabile insanları turizmoslar çalışmaya başlarlardı, benim mantinoto(owwww yeaaaa iyice leş bir karaktere büründüm) da giderdi o gümbet senin bu Fethiye benim çalışırdı, yazık. Yazın para biriktiriyordu, bir de staj zorunluluğu vardı, hatta bir ara work&travel e başvurdu, Alaska'ya balık temizlemeye gidecekti, almadılar bunu ülkeye, aman da ne üzülmüştüm. 
Otel hayatı zor, hele bir de hizmet veren o personel tarafı( bak bak empatiden öleceğiz yine aşkım) aman tanrım, ne iğrenç hikayeler var, yemekler ile ilgili, yerli turistlerle ilgili ama kabul edilmesi gereken bir gerçek var; personel yabancı turisti affetmiyor ve skor yapıyor. Bu konu üzerinde fazla durmayalım daha önce de söyledim boynuzlarım yüzünden cennetin kapılarından giremeyeceğimi düşünüyorum, herkes aldatır mı diye sorma.
Çalıştıklarının daha fazlasını bahşişlerle kazanır bu insanlar, yıllardır aklıma gelmeyen bu konu geçtiğimiz günlerde otelin birinde aklıma geliyor Bell boy gitmeden cüzdanımı çıkarıyorum, lanet olsun sanki bunu çıkış yaparken kredi kartı ile ödesem ölürler mi? Niye ben elden vermek zorundayım, masanın üzerine bırakıyorum, teşekkürler diyorum, kendimi çok Salak hissediyorum. Bu durum için kesinlikle bir küçük bey lazım yanıma bu Belgin Doruk halim bazı şeyleri inkar ediyor hatta isyan ediyor. Teşekkür ediyor ve çıkıyor.

Evet bundan sonra diyorum kendime yeni bir sektör bulmalıyım. Ve bu otelcilik olmamalı, turnoverın yüksek olduğu, dönemselliğin fazla olduğu bu alan bana fazla, tabi evlerine ateşler salsın diye beddua aldığından bu super kahramanınız yakındır bir hastanede de ik yapmak zorunda kalabilir, tanrı beni hiç sevmiyor çocuklar, sevseydi bu kadar mutsuz olmama izin vermezdi. Niye ben bahşiş veriyorum ya, tamam kapımı şöför falan açıyor o da güzel ama, where is my kapaq? Where is my tencere?





Hö? Alakasız bkz verdim, sıkıntı yok.

O bir uçak, o bir süper Kahraman o bir kuş,

Coco




27 Nisan 2014 Pazar

Hatun bir anda hasta Fenerli olur

Çocuklar benim stresi sevmediğimi, maç izlerken adrenalimin arttığını, kalbimin daha hızlı çarpmaya başlayıp daha kolay yükseldiğimi gereksiz yere ekrana doğru küfrettiğimi biliyorsunuz.

Ne demek bilmiyoruz, biliyorsunuz... 

O nedenle yıl sonunu bekleyip çok özel bir durum yoksa futbol izlemeyip öyle evde ses olsun diye maçı açıp takıldığımı genelde, anlamsız bir şekilde maç sonrası yorumları duyduğumu falan, Güntekin ve Rıdvan bıdı bıdı yaparken sörf yaptığımı... Yılsonlarında eğer şampiyon olduysak tebrikleri aldığımı, endüstriyel bakımdan baktığımı, vuvuzela ve dünya kupası maçlarını hımmm bu adamın da saçları güzelmiş falan diye izlediğimi. Mesela Roberto Baggio falan vardı benim gençliğimde saçları gerçekten berbattı. Hem ben basketbol izlerdim, kevin rankin, petar noumoski falan, bir gün mantı yerken efes yenilmişti de ayyyyyy boğazıma dizilmişti mantı, sora demiştim git beeeee Salak mısın, taraftarlık çok saçma, mantıdan önemli değil.

Geçen gece malum bizim baltalarla içiyorduk maç var iş yemeği var, o soğukta donduğum yetmez gibi bir de kebapçı da maç izlettiler terasta, hay bin kunduz sonrası neden iyileşemiyorumlar falan...


So, bende ıvır zıvır hikaye bitmez, bugün şampiyonluğumuzu ilan ettik.








İlişki durumu: yaw ben de isterim tabii Mısır patlağı yerken formalarımızı giymişken maç izleyelim sonra sıkılıp maç yapalım lakin mukadderat hacı, o günler çok eskilerde kaldı.


Ruh halim: sevgilim olunca ona maç bileti alacağım tabii ki birlikte gideceğiz eğer bizi yenerlerse bacakarasına tekme atacağım çünkü centilmenlik bunu gerektirir.


Ailenizin sevimli holiganı,

Coco





26 Nisan 2014 Cumartesi

Hr humor


#linkedin her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsan, biliyorsunuz linkedin son günlerde mantık sorularını doğru cevaplayan ayküsü çok yüksek Türklerin birleştiği bir platform... 300 milyon barajını da geçti, evet

23 Nisan 2014 Çarşamba

Facebook ve tuvaletler bizi köleleştiriyor




Sağdaki 3-2 faforimdir, her kim ki kendine yeni avatar yaratır o zaman  bedelini öder, gerçek insanlar yerine ekranla aşk yaşadığımız, milletçe birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyulan günlerdeyiz.

Aklını başına toplamış kahramanınız,

Coco

Slogan bulamadım


Beyfendi bu sizin şirketiniz mi?



21 Nisan 2014 Pazartesi

Acı yok chucky!



"Şu anda yanımda olsan seni duvara fırlatırdım" dedim, hımmm bu benim sevgimi gösterme şeklim,yatakta Buda gibi tünemiş iç huzurunu bulamamış, 1:45 saattir telefonda konuşuyordum, yarın olmuştu. Hancock'u izleyenler bilir Mary ve John yarı tanrımsı güçlerle donatılmış, tesadüfi bir şekilde yıllar sonra birbirlerini falan bulmuş, şehrin ağzını burnunu kıran 2 tip. Bana tip dedi. 





Neyse John'un hafızası gidik, aslında çok eski çağlardan beri süregelen fantastik bir hikayeleri var,  birbirlerinin yanında oldukları zaman en kırılgan en zayıf oldukları zaman, bu yarı tanrısallaştırılmış kahramanlar vurulduklarında ölüyorlar falan... Artık kafa nasıl gittiyse cinler tepeme çıkmış şuursuz bir şekilde duvara falan fırlatmak gibi saçma şeyler söylüyorum sağolsun o da dinliyordu. Gerçekten o kadar güçlü olsam çok saçma olmaz mıydı?

Gotham'da havalar nasıl deyip konuyu değiştirdi, kendime yeni bir superhero bulduğumu falan söyledi, benim haberim yoktu, ayrıca superhero bir kıt kaynaktır elini atınca superhero'ya çarpmıyorsun, tip! oradan bakınca öyle görüküyorsa demek. Gotham'da her şeyin yolunda olduğunu onun şehrinde hayatın daha renkli olduğunu düşündüğümü söyledim o zaman o da kendine sıradan birini bulmuş olabilirdi, who knows? Tabii ki sıradan birini bulacak...

Ne duvara atıcam be, elele maç izlerdik, saçma sapan sorularla kafasını karıştırırdım, 1-1 biz yenerdik işte, tavlada falan yenilmekten hoşlanmadığımı biliyorsunuz, en kötü marvel filmi izlerdik sarılıp, hem ben şiddete karşıyım, sadece kafamda örs falan düşüyor gibi düşünüyorum, evet ben bir ACME karakteriyim.





Lucas: bir tiradın ortasındaki en saçma ifadeyi alıp en yanlış sonucu çıkartma konusunda değişik yeteneği olan bir Kahraman'a(süper) denir

Coco: extra enerjisini fındıktan alan şuursuz furby kılıklı(turkuaz renk olandan) bir superhero'dur, aslında içten gelen bir enerjisi var ama sağolsun bazı günler çok nemrut içinde atlar tepişiyor

Kesişim kümesi: ikisi de net gerizekalı, çocuk gibi o benim saçımı çekiyor ben onun dizine tekme atıyorum metaforik olarak bi de cücük hareketi yapıyorum ve ikimizde sırtımızı dönüyoruz.

Özlemek default 

İlişki durumu: boş küme, sevgilim olunca ona centilmen parfümü alayım da 

Ruh hali: Biri Androidli telefon ekranının capsini paylaşanda  "Bu üstteki simgeler ne anlama geliyor acaba??" diye düşünmekten twikle ilgilenemiyorum konsantrasyonum dağılıyor.

Yazının fon müziği: sevenler kardeş olur mu söyle şaka şaka, hele hele sarmaşık güllere dolandım eşliğinde kalk oynayak bir şarkı

19 Nisan 2014 Cumartesi

Hafta Sonu Çalışmak

More than this müziği eşliğinde...


Çok uykum var, aslında pamuk şekeri ya da bulutlar kadar yumuşak bir yatağı var kaldığım otelin yine de huzursuz uyudum ve bir çok kez uyandım. Adana ilindeyim, hava sıcak nemli ayrıca yağmur da yağmakta hatta yasal mermisiyle bir komiser yaklaşmakta. Saat 9:00'a kadar uyumak, yatağa çivilenmek ve hatta gömülmek istiyorum, Hamburger metodu ile yorganla aramdaki bağ bitmesin istiyorum. Uyanmak istemiyorum, uyumak ve unutmak istiyorum. Çok şey mi istiyorum.
Nehir kenarında sabah yürüyüşü yapıyorum antik Yunan ve yürüme fikir açma hede hödösünü savunuyordum işte ona kafam girsin, zombi gibi bakıyorum ırmağa nehre neyse artık bu ikisi arasındaki fark nedir, fak. 
Aynı ırmakta iki kez yıkanılmıyordu sanırım. Bugün ülkenin 4 bir yanında çalışan insanlara istihdam olsun diye görüşme yapıyoruz. 
Yeni alınan ybmt(Yetkinlik Bazlı Mülakat Teknikleri) eğitiminde öğrendiği teknikleri uygulayan uzun saç ve yanlış bir şey söylersem masanın altından beni tekmeleyin Coco Hanım diyen astı ile hazırız. Otelin toplantı salonlarını kullanıyoruz, yağmur başlıyor, klimasal sorunlar..


Hafta sonu çalışınca hafta içi izin kullanıyorum, yoksa cumartesi günleri çalışmam, prensip meselesi. Bu noktada Selin Yetimoğlu/yanak çocuk'un "sen olmasan nasıl çıkar bu karanlıklar aydınlığa? Huh?" Sorusu geliyor aklıma. Tercih meselesi ben hafta sonunu sevdiklerimle geçirmek istiyorum, bi' dakka ya, benim sevdiğim yok ki, ben hafta sonu çalışayım o zaman, Uzun Saç'a kalsa pazar, akşam, sabah, gece 10'da aday görebilirmişiz... Şuursuz

Tanrım beni hiç mühendis insanı ile karşılaşmayacağım bir yere gönderdi, nasıl bir beddua yediysem hem ODTÜ'lü hem mühendis hem işkolik, havaalanında sızmak istiyorum, dürtüyor, grafikler gösteriyor Almanca, biliyorsunuz Almanca benim hiçinci dilim çünkü bilmiyorum, yaw he he diyip anlattıklarını dinliyormuş gibi yapıyorum. Tüm hafta sonu onun egosu ile uğraşmak beni yordu, bildiğin butik ik olayının adeta abidesi haline gelmiş vaziyetteyim. Of çok assolist, canımı sıkınca altındaki yöneticinin masanın altından bana tekme atın dediğini söylüyorum, eğitime gönderseniz şahane olur monşer ve bu kadar çok mühendise maruz kalmak beni yoruyor yakın zamanda elim bir olay yaşadım zaten deyince susturmayı başarıyorum. Şahane, kapadı çenesini.

Mühendislerle ilgili bir kelam edeyim, bir mühendisi yönetici yaparken iyi düşünmek gerekir zira çok iyi bir mühendisi kaybetme ihtimalimiz vardır, bu mühendis eğer yönetici olarak çalışırken mühendis olduğu zamanki performansının altında kalırsa ne yazık ki büyük kayıp, such a waste durumu yaşarız. Yönetim tarafında başarılı olursa ne ala. Etrafınızı idiottalar ile kaplamayın.

4 olumlu aday, şahane, 4 atom parçacığı, öğlen kebap söylüyorlar uuu beybe, şimdi kahve içiyorum eve gitmek istiyorum, dün Testere Necmi yemeği(az pişmiş) sonrası halim kalmadı otele attım kendimi çok zor haller. Otel odasında müzik dinlemek ve 2 metrelik yatağımda bir o yana bir bu yana devrilmekten daha önemli bir işim yok, sosyalleşmek istemiyorum akşam organizasyon var beni azad edin hiç halim yok dedim, ısrar etmediler bu kez, her akşam her akşam rakı içen ölmüş şarap içen de ölmüş.

Değişik bir şey oluyor o gece, Lucas ile konuşuyoruz...konuşamıyoruz...

Ve gördüğünden daha fazlasıyım ve düşündüğümden daha fazlasısın demek geliyor içimden. Sanırım düşünceleriniz serbest kalınca ruhunuz da kuş kadar hafifliyor. Sanmaktan öteye geçmeli bazı şeyler. 






17 Nisan 2014 Perşembe

Istifa edelim bebek


Kariyeriniz de hep makul ve mantıklı mı davranıyorsunuz? Bir de bunu deneyin.

Her türlü itliği yaparım, ben uçakta sevgilimle yanyana oturmuyorsam kimse oturmayacak

Bir ne itliğime ne yiğitliğime bölümüne daha hoş geldiniz.



Sıkıcı olan sürekli aynı noktaya seyahat etmek, sıkıcı olan aynı gün gidip dönmek ertesi gün işe gitmek bu noktada ekibin seyahat olan günün ertesi gününde 12den sonra işe gitmek gibi bir talebi var lakin plaza dünyası acımasızdır bebek yemez yani. 

O nedenle toplantılar, toplantılar, eğitimler, mülakatlar...Dubai'ye yerleşmek ve kumsalda köpek gezdirmek için harika bir dönem. Kurumsal hayattan bunalan bünyeler için alternatif hayal kurdum, her seferinde sahil kasabasına yerleşmek olmaz. Expat eşi olarak Hong Kong'a yerleşemeyeceğinize göre kısa vadede.

Whatever, gidiyorum ben, alanda eski bir dostuma rastladım, lafladık biraz çok geziyorsun dedi, hayat sana güzel. 

HAYAT SANA GÜZEL ne ilginçtir, e hayat bana güzel olacak tabii, neden sen de bunun için mutlu olmuyorsun dostum? Başka biri adına sevinmemek neden, bu haset, bu çekilmezlik, bu denyoluk why? Kişiliğin mi oturmadı? Çocukken attılar da tutmadılar mı?

İşte bunlar hep mental dıziyiz.

Bir şeyler yazıyorum, okuyorum, içiyorum, anons başlıyor, taym to go. Oldukça iğrenç bir gün geçirdim, satışla ilgili haberlerle uğraş, telefonlara cevap ver, mantıklı olmaya çalış, bazı günler gerçekten çok sıkıcı.

Arkadaki kadın üzerime çıkıyor kapı çıkışında, dönüyorum gözlüğümü indiriyorum, U know gözlüğü evde unuttum sabah lakin ofiste yedek gözlüğüm olduğunu unutmuşum, ow yea indiriyorum çiçek çocuk gözlüğümü "çok affedersiniz üstünüze çıktım galiba" diyorum suratsızlıkta bir dünya markasıyım. 

Uçağa geçiyoruz, önümde ilerleyen teknik antrenör/yes aynen öyle bir Roma tanrısı ve bronz ve kompile Nike kılığıyla bagajımı yerleştirmeyi teklif ediyor tabii diyorum. Sonra 13 numerolu koltuğuma yöneliyorum iki tip, "merhaba sizi rahatsız edeceğim, 13 F diyorum" kadın çemkiriyor adam ya biz yonyono otorocoğoz diyor, herkesin koptuğu bir an vardır, basketbol hakemlerinin ya da hokey hakemlerinin süper go out hareketleri vardır ya, kadına onu yapıyorum oyun dışısın hacı, Ocak dışısın hatta, hostes geliyor, kadını kaldırıyorlar, homur homur homur diyor şimdi kim anlatacak ona hanımefendi uğurlu numaram 13tür o nedenle nazik neticenizi kaldırmanızı rica ediyorum bıdı bıdı bıdı. 
Adamın eline sıkıca yapışmış, ne alaka ise saati de yere düşüyor kalkarken bana çemkiriyor saate basmayın, tey allam göm beni bu uçuğa göm beni kurtulayım.
İlk defa uçağa binenler, çocuklarına uçuş boyunca şarkı söyleyenler, bezini tutmamı isteyenler, kalkınca alkışlayanlar, inince alkışlayanlar, evlilik teklif edenler, yavşayan pilotlar, kalp krizi geçirenler, çok içenler, hırlayanlar, horlayanlar ama en çok şu otobüste cam kenarına oturup bilip de bilmezden gelen koridor yolcuları kılıklı yerime oturanlar delirtiyor sanırım. 

Oturuyorum, kemeri takıyorum, kadın hala konuşuyor adama çemkiriyor, bileti aldığın kadına söyleseydin ya!!! Falan adama acısam mı bilemedim, yoooo ne acıyacağım herkes layığını bulur. Meğer bu arada adamın koltuğu da ebesinin nikahındaymış, 13d geldiğinde siz gidin arkada oturun diyor ne rica ne bir şey, olm cidden apronda bu kadar radyasyon fazla. Sonra arkadan yaşlı bir çift ile yer değiştiriyorlar ve subanekeler eşliğinde uçuyoruz.

Klima çarpmıştı ofiste sağ kulak iptal canım yanıyor, yağmur yağıyor, bir klasik şöför alıyor. Bu kez yeni bir otele geçiyorum, sürprizzzzzz balayı süiti ayarlamışlar. Cidden evren benimle dalga geçiyor olmalı.


Sanırım süt oğlanı arayacağım...

16 Nisan 2014 Çarşamba

Job hunting

Ilk madde hep en sevdiğim :) şarkı



Evet öyle her zaman kelle avcısı modunda bakmayalım, iş arayan tarafından bakalım love, diyelim ki oturuyorsun, telefonun çalıyor tatlı tatlı, alo diyorsun en hoş tonda kafan yerinde keyfin yerinde, karşıda bir solukta söylenen bir adı olan bir danışmanlık şirketinin elemanı seni HR Business partner pozisyonu için davet ediyor, ama çok confidential ne yazık ki müşterileri bu konuda çok hassas olduğundan paylaşamayacağını lakin mevcuttaki görev tanımından daha iyi olacağını senin de hoşuna gideceğini söylüyor. İş iyice Nuri Alçoluğa gidiyor hanımlar beyler. 



Neyse ok, maybe olabilir diyorsun gidiyorsun görüşmeye, görüşmenin yarısında ingilizce kasıyor karşındaki danışman, bu da yeni moda, ortasında what is your name diye giren var ona da California aksanımla follow me on instegraağğmm tıviddığrrrr falan diyorum. UHM eğer görüşmeye gittiğiniz danışmanlık firması size firma ismi paylaşmama konusunda ısrarcıysa 1 verdiği gizli ilana bakın, metni kopyalayın, çoğunlukla firmanın kendi ilanını copy paste yaptıklarından kabak gibi çıkar. Olmadı mı mülakat esnasında sizinle sektör bazında konuşur oradan bulursunuz, daha da mı olmadı çalıştığı şirketlere bakın ref kısmından çalıştığı çoklu pozisyonlardan birinden çıkar e daha da özlemediyseniz çüş artık zaten.


Bugün de sizlere, iz sürücülüğü anlattım, sevgiler.

P.S. Saçlarım şahane ve doktorumu kariyer.net database'inden buldum diyen arkadaşlarım var benim. ooooooo shine shine like the star






Ya yap ya sus

Kendi cevaplarını bul,

Sadece yap, hiçbir şey mükemmel olmak zorunda değil.







Adana Kalesi'nden notlar... Ve adiloş bebenin türküsü(kale falan yok, varsa da beni götürmediler henüz) 

Iliski durumu: bir Marvel filmini daha beraber izleyemedik 

Ruh hali: gel gel seninle de arkadaş olalım saatlerce sohbet edelim bu kulaklar neler gördü



15 Nisan 2014 Salı

Olağanüstü Tavsiyeler


Reklam dünyası, metin yazarlığı ıvır zıvır/öyle deme Allah çarpar. Sevenler için güzel bir kitap, mottolar, 1960'lar, mad men falan var içinde, bunu okuyan kaligrafi ile ilgili de kitaplar okudu o nedenle ik falan olduğunu düşünmenizi istemiyorum. Sabah akşam haftasonu ikadan bahsedecek değilim, bi' kere tarzım değil. 
George Lois is the best, adam legend beyler.Ben görsellerine aşık oldum. Ben seni salonda çok sevdim.

Seviiiiiim koş, yine çıldırdı seninki.

Alçaklara yağan kar'ınız,

Coco

Klişe timi


Hala duymayan kaldıysa patron vs. lider, döndüm ben, i hate you Ankara it's personal.


14 Nisan 2014 Pazartesi

Trust issue




Gelişim alanı olanlar için gelsin.

Yanlışlıkla Uyandım




Gece rötar yaptı, geç geldim bu güzide şehre, bu up in the air mode iyi de mevsim geçişleri ayrı zor, i hate Ankara. Acil işim bitsin hemen geri döneceğim. Bir dakika fazla kalmak istemiyorum bu kazulet şehirde o nedenle Sebastian kahve getiriniz pls, uyandım, huysuzum, geceden kalmayım ve düşük uyku kalitesi beni moronlaştırıyor. Bu şehir beni boğuyor.

13 Nisan 2014 Pazar

Ben cv'mi güncellendim, şimdi onlar düşünsün!!

Merhaba sevgili dostum,


Sen bu satırları okurken ben sabahın köründe uyanmış, sisli bir İstanbul sabahına merhaba demiş, yine tam 1 saat önce ofisimde olmuş olacağım, kahvaltı yapmak için Cafe'ye ineceğim ama onun öncesinde bol bol fotoğraf çekeceğim, No selfie değil.


Tıngır mıngır kahvaltımı yaparken, haftasonu maceralarımı Daisy ve Tarçın ile paylaşacağım, onlar haber var mı diye sorduklarında kesin bir dille No diyeceğim, ooo diyecekler.

Sonra yukarı çıkacağız, üst yönetim bugün kompile olmayacak minnoş toplantıları var, bu şahane Pazartesi gününde havadan sudan, sevilmeyen yönetici profilinden bahsedip, Maria'nın acaba bizim arkamızdan da konuşuluyor mudur sorusuna komik olma bittabi konuşuluyordur, herkesin ardından konuşulur, herkes konuşur tiradımı atacağım. Herkesten her şeyi bekleyen kahramanınız bu sabah oldukça dark tarafından uyandı, No more minnoşizm.

Evet biz ik porofosyenelleri biliyoruz ki Pazartesi ve salı günleri işbaşvuru sayılarının arttığı günler, haftasonu o cadde senin bu pub benim, şu üniversiteli cıvırların bulunduğu mekan onun(yes yes herkes avda) sürttüğünden(yes sürtmek dedim) rezidans baktığından, araba beğendiğinden, 3000 YTL+ ücret aldığından-si maaşı memur alır dolayısıyla maillerin sonuna isminin baş harfini eklediğinden ve bunun çok şekilli olduğunu düşündüğünden, önce cv'yi günceller(çünkü cv'sini güncel olan adayın arama listesinde üst sırada olduğunu bilir) sonra da daha iyi bir gelecek için iş başvurusu yapar.

  • Senden ricam, uçma:) yani uç ama rica ediyorum görev tanımını olduğu gibi yaz, evet ifade ediş tarzın etkilemeni sağlayacak lakin yapmadığın işler olmasın,
  • Kendine sektör belirle, 
  • Mümkünse hedeflediğin bir firma olsun ve o hedefe uygun adımlarla git, kapılarına yatma, megafonla ben geldim diye bağırma, kontak kişi bul ya da ilana başvur olmadı ik'yı ara, meraba ik bugün canım çok sıkılıyor sen naber ya? sorusu ile başlayabilirsin.
  • Piyasa araştırması yap(şirketi ekşi'de arat),
  • Kilo ver, fit olmak iyidir,
  • Sosyal medya hesaplarını public ise privacy ayarından değiştir/tabii bu senin için önemliyse, kabak gibi her bilgiye ulaşabiliyor artık insanoğlu o yüzden sm araştırması yapanlar da var bunu unutma, daha önce de söyledim işe başlama tarihi bile işe alım kriteri haline gelmişken ik'ya ya da şirketine salladığın halleri, arkamdan vurdular çok acıdı kişisel iletilerini görmeseler de olur sanki,
  • Hayatındaki fazlalıklardan kurtul, enerji süngerlerinden kurtul, sana faydası olmayan insanlardan kurtul ve dön bir bak hatalarından ders al,
  • Ekibi kötüleme, yöneticiyi kötüleme, sıkıntılar yaşandı tarzı yuvarlak konuşabilirsiniz, deşme soruları gelince beklentileri karşılayamadıklar, umudum dağların ardına kaçtı seni sevdim feleğim şaştı bu son damla bardak taştı maymun gözünü açtılar havalarda uçuşabilir,
  • Başvurunu yap, davet edilirsen git,

Go and get it tiger, o iş senin. Öncesinde çalıştığın şirketin cv'ni görmemesini istersen onu blockla, ikcılar sana 4sq'dan ulaşıyor ise check-in yapma :), bir süre ketum kal ketumluktan kimse ölmedi bugüne kadar. 

Masanın diğer tarafında olan İK'cıya da Allah akıl fikir versin, umarım mülakatınız çok iyi geçer.



Günaydın sevgilim






Evet evet #selfie ilgiye ve sevgiye ihtiyacı olan bünyelere ilaç gibi gelen akım. #yalnızsınız 
All vulnerable haller içerisinde olan kahramanımızın bile ilgiye ihtiyacı var, Anthony Edward Stark'ın bile. Hey Tony, seni anlıyorum ve atomlarıma ayrılıyorum. 

Çok güzel bir pazar diliyorum, pazartesiniz korkunç geçsin.



Uyandım just an ordinary hero kahvaltımı yaptım, bahçede kuş sesleri eşliğinde ve güneş ışıkları altında biraz da klasik müzik falan ortam hazır kapak yazısı yazıyorum :) gördüğünüz gibi yine kültürden yıkılıyor dünyam.

Harikulade bir masaja ihtiyacım var, bir de hamağa really. Biraz güneşleneyim yine şahane bir hafta beni bekliyor.



Yine bir pazar sabahı Maşukiye, Trilye, Fethiye, Napoli'ye götürülmeyen küçükken kazana düşen kahramanınız,

Coco













12 Nisan 2014 Cumartesi

Safety first



İsig falan, dayanmak gerek bazen baret çok önemli.

Sen çok yaşa Orhan Veli

Çocuklar o dönemde dil farklıydı, inanıyorum ki her romantik kız çocuğu sever Orhan Veli'yi... İçindeki öküzü alır, garip adam...


bilmezler yalnız yaşamıyanlar,
nasıl korku verir sessizlik insana;
insan nasıl konuşur kendisiyle;
nasıl koşar aynalara,
bir cana hasret,
bilmezler.

******

sokakta giderken,kendi kendime
gülümsediğimin farkına vardığım anlarda
insanların beni deli zannedeceğini düşünüp
gülümsüyorum...

*******

kimse duymadan ölmeliyim 
ağzımın kenarında 
bir parça kan bulunmalı. 
beni tanımayanlar 
''mutlak birini seviyordu'' demeliler. 
tanıyanlarsa, ''zavallı, demeli, 
çok sefalet çekti...'' 
fakat hakiki sebep 
bunlardan hiçbirisi olmamalı. 

*****

işim gücüm budur benim
gökyüzünü boyarım her sabah,hepiniz uykudayken.
uyanır bakarsınız ki mavi...
deniz yırtılır kimi zaman
bilmezsiniz kim diker ; ben dikerim.
dalga geçerim kimi zaman ,
o da benim vazifem.
*****


düşünme
arzu et sade!
bak, böcekler de öyle yapıyor.

Sevgiyle anılsın adı.







11 Nisan 2014 Cuma

Captain America The Winter Soldier

Rezerve uykum var sonra yazarım.

Şıpoylır



Gossip Girl Carter Baizen'ı olmuş sana crow,
Falcon :) var,



41. Kattan düşen adamı helikopterle yanlamasına alıyorlar,
Komiklikler şakalar ve tarumar olan bir şehir,
Bi de robert redford çok kötü adam(ve iyi ki öyle harika oynamış), ajanlık içinde ajanlık falan, tony gelsin doğum gününde palyaçoluk yapsın şakasına gülümsedim ama o kadar.

Edit: Uykum bitti, uyandım ben

Filmde 2 tane ik sahnesi var biri Falcon'un alın bu da benim resumem dediği sahne :) diğeri himym robin'in stark industrilerine iş görüşmesine gitmesi.

Stan Lee müze görevlisi :)
Revenge'in derin'i Emily ajan olmuş hımmm,
Paralel yapı diyenin ağzına vururum,
En iyi şakaları on your left,
Winter soldier'ı daha fazla tanımak istiyor insan o nedenle birazcık zayıf kaldı, nasıl bir winter şöyle mi bi' Winter böyle mi bi' Winter? Hydra da hydra e yeter  beahhhhh yani Winter Soldier gibi dramatik romantik ismi olan bir adam nasıl anlatılmaz,evet acı haykırış.



Klişe diyenin ağzına terlikle vuruyoruz, vay efendim kahramanlık, yok efendim amerika bıdı bıdı, ne olacaktı gerizekalı demek istiyorum, fantastik muvi izliyorsun, adam kalkanla 100 metreden düşüyor, asansörde 10 kişiye tek giriyor, adam proje, adam iyiliğin, dürüstlüğün, ahlakın vücuda gelmiş hali, adam süper kaslı, adam çok sarışın, adam en son 1945'te öpüşmüş vs. Marvelsporluyum ezelden marvelperver bir superheroyum.




Filmin renkleri şahane, müziği de aynı şekilde, her türlü izlenir hatta 2.kez de izlenir, bu noktada agents of shield izlemeye geri dönsem fena olmaz'ı hatırladım.




Bu arada filmde beni en çok etkileyen sahne bu aşırı feci görkemli kendini bit gibi hissediyor bünye.

C yah,

Âlin Taşçiyan'ınız Coco.

Çalışanlarını Çocukların Gibi Sev

Çalışanlarınıza en sevdiğiniz evlatlarınız gibi davranın

Yine bir Sun-Tzu Savaş Sanatı bölümüyle sizlerleyim. Sun-Tzu okuyan bilir şekerim lisans öğrencisiyken 2000li yıllardan bahsediyorum Ous ile çokça bu konu üzerinde konuşurduk, strateji finaline benim notlarımla hazırlanıp benden yüksek not alacağını düşünebilen sevimli bir insan evladıydı, hatırlarsınız kendisini geçen yaz evlendirdik Atlas ile sonra da o düğünde yanlışlıkla Volkan ile nişanlandığım algısı oluşmuştu whatever.


“Regard your soldiers as your children, and they will follow you into the deepest valleys; look upon them as your own beloved sons, and they will stand by you even unto death.”

Yani diyor ki bb isen evde çocuklarına gösterdiğin ilgiyi Y kuşağı çalışanlarına da göstereceksin senin o dalağını çizerler.

Öyle bir denge oluşturacaksın ki o muhteşem renk skalasındaki kişilik tipleri dengeli oturacak, durumsal yaklaşacaksın, tatlı-sert olacaksın, nabza göre şerbet vereceksin olmadı bade zira sen bir saki'sin aynı zamanda, doğal olarak oluşan bu takım bilinci  işi sahiplenmeyi, takımı sahiplenmeyi, ben yerine biz bilincinin oturmasını, hatta uzun dönem hedeflere birlikte koşmayı ve dahi bağlılığı falan getirecek, kendini adayan personel, inanması zor ama markanın ürünlerini satın almayı falan getirecek beraberinde mesela Honda'da çalışıyorum arabam Honda gibi.
Tabi tabi bir gün uyanacaksın böyle adam kadmon olmuşsun, anne babanın ideal evladı, komşuların parmakla gösterdiği gıcık komşu çocuğu, aldığın akademik eğitim, şirket eğitimleri, tecrübelerin işte hepsi bir potada eriyecek deneyimlerin seni besleyecek, hatalarından ders alacaksın, huysuzluğundan arınacaksın ve doğal liderlik sürecin seni bir adım daha ileriye taşıyacak. Öyle bir ekibin olacak ki herkes birbirini yükseltecek(No öyle yükseltmek değil, seni hınzır, No sinirlenmek de değil seni şapşal). Bir tuhaf harmoniden bahsediyorum, hayatının bir bölümünde gerçekten huzuru buluyorsun, gerçekten bak.

Hem saygı duyacaklar hem fedakarlık yapacaklar hem sevecekler işte sana yıkılmazlık formülü :) yanındaki insanlarla bilgi paylaş, güven tazele, açık ol, cinsiyet ayrımı yapma ya da pozitif ayrımcılığa izin ver, mobbinge dur de, bunların hepsi yine kurum kültürünle ilgili.

Güç kullanımı: plaza dili ile forse etme nerd diliyle may force be with you

Gerektiğinde güç kullan, ekibini zorla, inisiyatif ver, yetki ver ve delege et, yaratıcılıklarını kullanmaları için onları yüreklendir, bikoz it's kalçırıl, doğuya yakın kültürlerde takdir edilmek daha derin anlamlar taşır, utanırlar lakin hoşlarına da gider çünkü hepsi ego ile ilgili. Ara sıra şımart onları, en nihayetinde baba figürü dediğimiz şey tam anlamıyla arkadaş değildir baba otorite sembolü, ailenin direği, ataerkilliğin...

Bu noktada birey kendine soruyor, neyim ben hacı, ne için savaşıyorum, neyin parçasıyım, nasıl yapıyorum, nasıl daha iyi olur. Nasıl yardımcı olabilirim? Bi' big mec menü ve de soğan halkası teşekkürler!

Sonuç: Kontrol önemli, ölçülü olmak önemli her şey tadında! Evet.

Lider büyük resmi görür, detaylarda boğulmayın, bir kaç kişi feda edilebilir, topluca işten çıkarma yapmak zorunda kalabilirsiniz bu noktada bakınız Jack Welch(GE).


Respect adamım yüzyıllar öncesinden gelen bu Bilge sözlere ve tavırlara.


Yeni bir şey söylemedim yani, bol yağmurlu günler ve şemşiyesiz zamanlar


10 Nisan 2014 Perşembe

Kariyer basamakları

Kariyer basamaklarını tek tek çıkmak yerine bazen uçmak gerekir, işte tam da bu yüzden yetenek, gift, güçlü yönler... Özet geçtim, seviyeyi yükselttim, No No No No No No kuş beyinli demedim, kuş gibi hafifleyin ve ilerleyin site kasıyo...gözlerinizden öperim.



9 Nisan 2014 Çarşamba

Günaydın içimizdeki roller



Bugün yine çok Summer ruh hali ile uyandım, U know en sevdiğim filmlerden 500 days of Summer hatta Tom'un bazı mimiklerini.. Neyse






Hadi si yu gidip biraz ik yapmam lazım, ik yapıp ik satıyorum ben.

Atom parçacığınız 

Coco Summer,

Xoxo





8 Nisan 2014 Salı

Harikulade işyeri isimleri

Kararsız kalmış galiba


İş-Özel Hayat Dengesi

Alt başlık: Bizler işlerine aşık kişileriz Coco(içses: hayır sizler bildiğin loosersınız)

And the çeyrek altın goes to kuzen

Ama ben dedim size, bende kuzen bitmez diye. Alınız, kuzenimin nişanı var, hem de Beylikdüzü'nde!!!! En son yengem vefat ettiğinde gidip büyük büyük annemin mezarını da ziyaret etmiştim. Aslında cenazeler ve insan davranışları üzerine de yazı yazılabilir, her şeye dışarıdan bakıp napıyo lan bu insanlar dediğim evde yeni ölmüş insan kokusu... Sanırım onu da yakında yazarım. Beylikdüzü yaaaaa.

Kuzenlerimden küçük olan lise öğrencisi, arkadaşının tavsiyesi ile saç maşasını 10dk. Saçında tutarak ısıl işlem yapınca saçları sapır sapır yanmış. Sonrası bizimkini hemen psikoloğa götürmüşler.
Guys, kız çocuğunuz olunca anlarsınız, onun her türlü salaklığını görmezden gelip onu sonsuza kadar sevmeniz gerek.



Ciddiyim, bizim ailenin kızları hem şaşkoloz hem de zevksizdir, nerede keltoş, hımbıl, mıymık tipler var onlara aşık olurlar ve kıllı ve hayırsız ve şuursuz ve heartbraker tipler. Özenle seçer, hayatımızın merkezi yapar, o arada kendilerini bi'şey sanmalarını sağlayıp egolarını besleriz, sonra o piç! bırakır gider, U know her canlı aşk acısı yaşayacak ben 2 kez yaşadım hatta bi'tanesi de öldü, ölen insanları sevmiyorum ben. Yani şimdi bakınca damatlar arasında en yakışıklı, eli yüzü düzgün, minyonların baba! babacığım! babişko dedikleri tabiisi my peder beydi.

Hal böyle olunca ari ırk olan sarışın ve renkli gözlü ailem bu noktada beni çöpden mi aldılar diye düşünmüyorum artık, fen/matematik çıkışlıyım gregor Mendel bezelyelerini biliyorum. Neyse işte karman çorman ailem Beylikdüzü'nde oturduklarından mıdır nedir kendilerini trakyalı sanıyorlar, evet son dönem kpı'yına baktığımda sizlere halay çekmeyeceğimi söyledim, hatta geçenlerde kuzenim evlendi de tatildeyim ben dönemem itliği de yaptım hatırlarsınız, sırf size söz verdiğim için, halay çekmemek için yaptım bunu. Sonuç olarak ben sözünde duran bir Cocoyum.

Uhm, 40 gün önceden haber verdiler, yok sen geziyorsun, yok bilmem ne, o haftasonuna farklı bir organizasyon olmasın, tatile gitme, your agenda is my agenda bıdı bıdı...

Nasıl yırtabilirim??(Allah herkesi birbiri için yaratmış beni kimi için yaratmış?-kavalyem yok acı haykırışı-öyle deme belki orada bulursun yoksa görücü gelecek malum Twitter ahalisi de buna çok hazır)


O nedenle, telefonda insanlarla konuşurken bir programıma bakayım size geri döneyimler, acil bir toplantı olmazsa tabiii ne demek! siz, yok artık demeler(ok, haftasonunu kendinize ayırın, ailenizle vakit geçirin, saçmalamayın diyen bir şirkette çalışıyorum bunu herkes biliyor hatta haftasonu eğitim ya da işe alım olunca haftaiçi izin kullanıyoruz biz, keşke insanlık tüm evrene yayılsa mmmhhh) yani bunlar kaçış noktası bırakır size, ama yooo o hafta bomboş dersen kabak gibi katılmak zorunda kalırsın. Evet Beylikdüzü'ne Sabiha Gökçen üzerinden gideceğim, Atatürk'ten pırt diye geçerim, allam ne kadar zekiyim bugün yine. Yani iş var diye yırtabilirim...

Bir diğer iş hayatı çakallığı da maili draft olarak kaydedin, yanınızda laptop götürüyorsanız gece11'de draftı canlandırın, sonra huzur içinde logout yapın ya da telefonunuzdan, ne bileyim nasıl kölesiniz(1-ben telefonuma outlook yükletmedim, işim olmaz. 2-mesaiden tiksinirim, mesai olan yerde sorun vardır, zamanı etkin yönetemeyen embesil iş arkadaşları vardır, bürokrasi vardır. O yüzden baban nabiyo??) çok çalıştığınız imajını yarattınız size bravo, asıl size bravo, good job Daverler.
Bir diğer çok çalışıyorum yoğunum mesajı da dağınık masadır, valla bak, benim masam Japon minimalizminde telefon, laptop, kalemlik(evet renkli kalemler resim yapabilmek için) hatta obsessive mühendis taşındı yan komşum yerine rengarenk başka bir abla geldi, solumdaki raflara kendisinin ihtiyacı olduğunu söyledi, Coco sen dolapları ya


 da masanı kullansan falan deyince, dün paylaştığım Gandalf "you shall not pass" görselini hatırlarsınız, isterseniz siz dolabı kullanabilirsiniz dedim(1-siz diyerek araya bir mesafe koydum çünkü mesafeler benim uzmanlık alanım 2-ya sen kime ne diyorsun) evet masam derli toplu, her an buradan çıkıp gidecek ardıma bakmayacakmışcasına kişisel materyallerden uzak olabilir. 
Bağlanma sorunum olduğunu biliyorsunuz, buna rağmen kendime 2014'te evlenme ve dün Temmuz'da evlilik teklifi alma hedefi tanımladım, bunlar hep gelişim alanı, tedavim hala devam ediyor. Neyse işte masanız çok düzenli olursa "oooo sen de hiç çalışmıyorsun" diyen gerzolara karşı şuraya birkaç dergi şuraya birkaç cv, oralara da eğitim analiz formları falan serpiştirebilirsin ama dur daha masa dolmadı ve yeterince dağınık değil, telefon, şirket telefonu, ayna, post it, not defterini gelişi güzel saç. Bu noktada gayet maskülen bir derli topluluğum var, adeta şahane bir mimar olmadı iç mimar veyahut psikiyatrist masası gibi benim masam.



Bir diger(eski istanbul hamfendisi gibi telaffuz edelim) kpi konusu kilo verme;

Tam diyet yapacağım bir gülme geliyor, hacı buna bir çözüm bulmalıyım, sanırım Aylin'e gideceğim, No psikolog olana değil diyetisyen olana. Sonra kilo aldın diye laf sokuyorlar. 

Bu yazımda yine minnoşluk, iş hayatı, kariyer, hedefler, Dunning-Kruger, iş yapmadan iş yapıyormuş gibi görükme sanatı, mesai kavramı, verimlilik, öküzlük, allahsızlık ve denyoluktan bahsettim. Her kim ki bu yazının ik ile alakası yok der 3 gün içerisinde başına gerçekten korkunç şeyler gelir, benden söylemesi koçum. 

Farkındaysanız bir süredir sosyal ve ekonomik şeyler yazıyorum. Örnek veriyorum: uçuyorum, uçmuyorum, uçuyorum, uçmuyorum, uçuyorum, uçak uçuyor ben içindeyim uçmuyorum oturuyorum, oteldeyim, şöför almaya geldi gibi...

İdeal toplumlarda birey kazancının  %30unu yatırım-birikim- kişisel kalkınma gibi şeyler için biriktirir yatırım falan yapar işte, Türklerde %12 neden böyle olduğumuz gayet açık sanırım japonlarda %60 neden Japon oldukları belli, HONDA!!!! Bu arabayı sizler yaptınız.


P.S. Bu  açıklamaları aramıza yeni katılanlar olduğu için yapıyorum.

Minyonların ve kaybedenlerin sevgilisi, acılı aşkların azizi, ayrı dünyaların süper kahramanı,

Sevgiliniz,

Coco

Discover yourself

Go and find yourself
Inspire me


3 Nisan 2014 Perşembe

Uçalım

Günaydın sevgilim
Sabah zebanisi modundayım, huysuz uyandım, yollardayım, let's get minnoş