İzlekler için Sosyal Medya

ınspector clouseau

20 Temmuz 2015 Pazartesi

Olimpos'tan İş Teklifi Almak







Hello Weirdos, oturabilirsiniz. Felaket bir baş ağrısına sahibim, evimi basan küçük insanlardan hastalık kapmış olabilirim, burnum tıkalı, uçuklamış, gece 30 tur yüzmüş üzerine çikolata yemiş olabilirim belki, ıslak saçlarla soğuk dağ havasına karşı oturduğum için de olabilir bu tabi. News bu yılın ilk öğleden sonrası uykusunu uyudum hem de koltukta, yey. 

Hareketli bir mevsimdeyiz, bahsettiğim hareket iş değiştirme, siz transfer dönemi deyin okeay. Linkedin'de pıt pıt unvanların değiştiği, tebriklerin yağdığı o kutsal ve mübarek aylar başladı, Ağustos sonrası savaşa girmezsek ve meteor düşmezse başımıza ya da dünya dışı varlıklar istila etmezse gezegeni bu şekil devam edecek. 2 yakın arkadaşım(bakma öyle benim arkadaşlarım da var) çok tatlı iki hikaye ile geldi. Biri teklifi reddetti ve başka yerde başladı, ki ikimiz aynı şirketle görüşüyorduk diğeri ise reddetti, ısısısısısı arkadaşlarım cins, hayır değil arkadaşlarım çok derinlikli durum değerlendirmesi yaptılar. Bazen sadece anı yaşarsın, önemli olan o değerlendirmeye girmek, genel müdür ile görüşmek, aylar boyu süren toplantı, iş görüşmesi festivaline katılmak bile senin için büyük mutluluk olur. 

Olympus! Buna kendini gerçekleştirmek diyoruz, işe alım tanrıları, ik tanrıcıkları ve yönetici tanrıcıkları Titanlar ile buluşur. Anlamanız gereken şu, teklifi reddetme varabileceğiniz en üst nokta ve bunu öyle delicate bir şekilde yönetmelisiniz ki reputasyonunuza halel gelmesin, görüşmeye gitme aydınlanma anı, karar verdiğiniz nokta ise Zen Moment, K2. Yani şunu diyorum hayranı olduğun iş insanı ile mülakat yaptığını düşün, olumlu olmasına gerek bile yok, o deneyim bile seni tatmin ediyor, işte bu my friend kendini gerçekleştirme. Sonra işte kafam kadar güzel misin istasyonuna ulaşıyorsun. Camoooon CEO'nun kapıda karşıladığı bir insanım ben, i know kung fu.


İş değiştirme kararının verildiği o an, bir garip rahatlama, kanının vücudunda 37.2 derece değil de 850 derecede, 4 km hızla değil de Boeing hızıyla akması falan(u know burayı uydurdum). Çok değişik bir his, thrill is gone değil yani bebek, bazen omuzlarında dünyayı taşıyan Atlas'a bağlıyor olmanın sonuna geldiğini hissediyorsun ya hani ondan sonrası puşt gibi lâtifim kuş gibi hafifim. Yani bundan sonra ne olacak, yeni hedef belirleme, oryantasyon, yeni bir dönemin başlangıcı, hayatında milestone olarak yer alacak belki de son zamanların en heyecan verecek olayı. 









İnsanoğlu neden iş değiştirir?

  • Kariyerinde ilerleyemediğini hissedersin(yani böyle direk sen dedim siz demedim ama bu benim Dadı ile büyüdüğüm gerçeğini değiştirmiyor daha samimi görüksün istedim).
  • Kendi şirketini kurmak istiyorsunuzdur( burada multiple personality disorder dostlara selam verelim ya da sevgilinle girişimci olacaksındır evet evet).
  • Tamamen başka bir alana geçmek istiyorsun, olamaz mı, olamaz, olur olur bal gibi olur.
  • Daha fazla eğitim ya da statü elde etmek gibi bir arzunuz vardır. 
  • Mevcuttaki işiniz causes too much stress, stresten ölüyor, iş-yaşam dengesinin anasını ağlatıyorsunuzdur dolayısıyla alert vermeye başlamışsınızdır(Issız Adam Ada'nın Alper'e karda donmalı söylediği replik tonunda okuyunuz pls).
  • Kişisel nedenlerin vardır, ne bileyim terminal hastasısın mesela ölmeden önce yapmak istediklerinden biri de işten ayrılmaktır belki. 

Seçeneklerini Değerlendir:

Yani diyorum ki nerede olduğuna bir bak, çemberin içinde misin, dışında mısın? Kendini konumlandırdığın yerin yüksekliği nedir, daha yüksek bir yere çıktığında hala o kadar yüksek olacak mısın? Mesela benim boyum 1,50 diyelim, Everest'e çıktığımda da o kadar mı, Lut Gölü'nün oralarda gezindiğimde de öyle mi olacak, dünya üzerinde bulunduğum yere göre değişiyor mu, değerli miyim diye sorabilirsin kendine. Bu noktada ailen, eşin, dostun motivasyon gereken yerde seni pohpohlayabilir, pozitif bir enerji verebilir, profesyonel tarafa geçtiğinde işler öyle değil. 

Online testleri kullanabilir, headhuntlara cv gönderebilir, bir mentor belirleyebilir, bir koç ile çalışabilir, spesifik bir alan belirleyip üzerinde çalışmak isteyebilirsin. İş ile ilgili alanı daralttığında sonuca ulaşmada daha rahat bir yolculuk yapabileceğine inanıyorum çünkü ben bir popkekim. 

Becerilerinin üzerinden geç, üst üste 4 muz yemek mesela, sinemada mısır yedikten sonra sevgilinin saçını ellemek, 6 basamaklı sayıları birbiri ile çarpmak, tehlike anında butona basmak ve daha niceleri. 

Güçlü olduğun yerleri gör, god i love this job, biri bana kariyeri ile ilgili mızırdandığında git swotunu yap gel diyorum, standart prosedure. Oturup senin yöneticini arayıp referans alamayacağıma göre biraz farkındalık, bir çimdik motivasyon, biraz tutam merak ve minare gölgesi. Belirlediğin alan için gerekli olan yetkinliklere bak, hımm onunla ilgili deneyimin var ise iş görüşmesinde mutlaka anlat, buna ihtiyacın olacak güven bana. Dış dünyadaki kariyer fırsatlarına bak, kendi piyasa değerini bir ölç, oww yea şimdi bir yerlere varıyor gibiyiz. 

Bundan sonra ulaşmak istediklerini liste halinde yaz, belki görünce daha anlamlı olur, hafıza-i beşer nisyan ile maluldür, biliyorsun. 

Yukarıda belirlediğin mentor, meslektaş gibi profesyonellerin fikrini al, dış dünyadan birinin seni gözlemlemesi iyidir. 

Dream job'a ulaşmak için yeni bağlantılar kur, sosyalleş, network falan güzel şeyler. Ama dikkat et dream job dediğin şey blow job'a dönmesin minnie. Networking iki taraflı bir alışveriştir, yeni tanıştığın bir adama zönk diye iş istiyorum deme, nefes al-nefes ver, aferin. 

Bazı işler özel eğitim gerektirir, yeni bir sertifika, proje yönetimi için kurs falan alman gerekebilir bunların finansalları üzerine çalış, araştır, uygula, itaat et. 

İş değiştirme kararı kolay bir karar değildir, en azından ben çevremde bunu gördüm, denklemlerinde çok değişken var. Sorumluluk, birine bakma, aile geçindirme, ev kirası/taksidi ödeme, değişime direnç, risk alma noktasında motivasyon düşüklüğü, mevcutu koruma eğilimi... Olabilir tabii birilerine bir şeyleri ispat etmek zorunda da olabilirsiniz. Ama ben olmuyor kısmına inanmıyorum, yani bu iş için çaba sarf etmelisiniz bu başka bir yazının konusu elbet, Banksy görseli üzerinden anlatacağım hem de. 

Sonuç olarak bu değişim kararını verme aşamasına gelmek bile ayrı bir enerji, güç, mental düzey ister her zaman kolay olmaz. Stephen King romanlarında yer alan görünmez ipler gibi kişiyi geriye çeken bağları vardır, buna aile, sevdikleri, konfor alanı falan diyebiliriz. Gelen teklifin güçlü olması durumu değiştirebilir desem de, bazen aldığınız teklifin aynısını sunarak sizi elinde tutmaya çalışan bir firmada çalıştığınızda ise bulunduğunuz yerde kalmak akıllıca olabilir hakkınız saklı kalsın belki başka bir gün transfer olursunuz, bonservisinizle falan. Yan haklar, sosyal statü, yeni alınacak ünvan, yeni geçeceğin şirketin kültürü, borsada işlem görmesi, şoförün olması vb.şeyler dikkatli ve üzerinde düşünülmesi gereken konular. Her şey para değil diyerek bitireyim de klişenin dibine gelelim genç. 35K aylık ile sigortalı çalıştığınız gün ve gecelerde buluşmak dileği ile(çok mu oldu ya 34 falan mı deseydim acaba).


Sona yaklaşırken, S. bu yazıyı okuyorsan konu ile ilgili yazını en geç Salı günü masamda görmek istiyorum. Okumuyorsan tarih seni affetmeyecek.



Küçükken hıçkıran ve burnuna yeşil mercimek kaçan, hunterların peşinden koştuğu ama prensipte anlaşamayan kahramanınız,

Coco de La Morte

13 Temmuz 2015 Pazartesi

Koçluk




Soyadı Koç olanların daha rahat yaptıkları şey diye dalga geçerken geçenlerde bir grup koçun arasına düştüm, değişik değişik türleri var bunların. Kişisel Gelişim, Yeme-İçme, Oyuncu, Yönetici, Öğrenci Koçu falan diye ayrılıyor. 

Haydi gelin yıllar yıllar öncesine gidelim de size ders notlarımdan alıntılar paylaşayım. Yönetim bir sanattır vs. yönetim bir bilimdir noktasından çıktık, önce bunu tartıştırdılar bize, bildiğin münazara becerilerini kullanmak için düzenlenmiş kurgu bir durum, ben bu hırbolarla aynı grupta fikrimi savunmam dedim, madem ikisinden birini seçmek zorundaydık sanat olanı seçecektim. Hem o ara tiyatro kulübünün provalarına ara sıra gidiyordum, hem 2. sergiyi açacaktım ve resim yapmaya devam ediyordum, bir yandan müzik falan tanrım okul İtalya'da olsa Nirvana'ya ulaşacak kendimi post apokaliptik bir restorasyon dönemi içerisinde tanımlayacaktım. 
Hafta sonu tur rehberliği yapıyorum, şarap tadım degüstasyon Anzaklarla partilemeler hea o zaman Ian vardı enternasyonal günlerdi. İşte bunun da etkisi ile çoğunluğun bilim tezini savunduğu grup çalışmasında sanattır!! Açılın ben farklı olma eğiliminde bir insanım diyerek konuya atladım. Kargo pantolonu giyip şapka taktığım bir dönemdi, şapkalarım 4 Non Blondes solistininkiler kadar çirkin değildi ama beni parmakla gösteriyorlardı, monakonun kırsalları. 
Klikler, entropi kavramı, strateji, uzun vadede başarısız yatırım projeleri üzerine de konuşuyorduk güzel zamanlardı, esnek çalışma şekilleri, yeni meslekler, yaklaşımlar...
Derin temizliğe girdim günlük u know, kitaplar, dolaplar derken eski albümleri buldum, vay vay vay, aman tanrım beynimin gerisine tıktığım şeyler hortladı. Yazımı istediğim zaman doktor yazısına çevirebilmek, sesimi farklı tonlarda kullanabilmek ve sorulan soruyu tamamlanmadan cevaplayabilmek gibi yeteneklerim vardı. 
O bizim göz bebeğimiz, hatırlarsın profesör demişti bunu, utanmıştın, kırmızı yanak sana yakışmıyor. Dur ya okula gideyim ben bu ara yine Rock Star muamelesi göreyim. 
Yönetim başkalarına iş yaptırma sanatıdır, başkalarının aracılığı ile iş başarma ve amaçlara ulaşma sürecidir. Uhm nasıl da yardırmışım, yıllar sonra yönetim guruları kitapları okuyacak, kendi kişisel koçumla çalışma yapacak, kariyer tavsiye isteyenleri dinleyecektim. 
Yönetim bir sanattır, tabii tabii Savaş Sanatı'nı okuyacak, komodinin üzerinden hiç kaldırmayacaktım, en sevdiğim alıntı; regard your soldiers as your children... olacak evrilecek, yazı içerisinde çalışanlarınıza en sevdiğiniz evlatlarınız gibi davranın şeklinde yer alacak, bayrağa seslenmeye çalışacaktım.

Liderlik kavramı yeni yeni gelecekti ajandamızda yer bulacaktı, Amerikan yapımlardan apartma tipler iş dünyasında yerini alacak, politik liderlerden global liderlere pürüssüz geçiş olacak, eğitim departmanında çalışırken liderlik eğitimlerini tasarlayacaktım, tatlılık, minnoşluk. 
Yetenek savaşları yıllar sonra gelecek, GE'ye aşık olacak uzaktan takip edecektim. Jack Welch okuyacaktım ama 30 Rock Jack Donaghy'e tapacaktım. 
Yöneticilerin astlarına, üstlerine, eşitlerine sorumlulukları vardır, bittabi, kontrast hataları, Hale etkisi, snob judgement, kişisel önyargılar, davranışlar yerine kişilere odaklanma ve yanlış geri bildirimlere şahit olacaktım. Yıllar içerisinde bu tipler gugıllamayı öğrenip, kişisel gelişim eğitimlerinde kaşarlanacak bazen ikacılık oynayacak bazen harikalar yaratacaktı. Tüm bunları izlemek bir bakıma keyifliydi. 
Yöneticide olması gerekenler, dinleme becerisi, teknik beceri, finansal bilgi, kavramsal beceriler falan diye sıralanıyordu... Yöneticilik ile ilgili terimler ise Coach, Lider, Kolaylaştırıcı, Mentor, Mümkün Kılıcı, Destekleyici(evet evet destekli sütyen) olarak sıralanıyordu yine. Akademik dünyanın en güzel yanı pratik hayat hakkında sınırlı bilgi üzerine servis edilmiş büyük büyük cümlelerdi o zamanlar. 
Koçluk yeni rollerinde yöneticilere daha verimli, etkin olmarını sağlayan bir yaklaşım olarak sunuluyordu. Farklı bilgi, beceri, birikim, ilgi alanları olan insanları bir araya getiren, onları sorumluluk almaları için yüreklendiren, endorse eden, aslansın sen kaplansın sen, yürü beah diyen katılımcı bir atmosfer sağlayan yüz yüze liderlik tarzı. 10 yıl sonra 8500 tane koçluk şekli, tanımı, platformu olacaktı piyasada, bu niş alanı görenler ve inanlar için elbette ibret alınacak ve domine edilecek pazarlar vardı. 

Bu insanlar birlikte çalıştığı kişilerin yeteneklerini kullanabilmeleri için devreye girecek, işi yönetmeleri için insanları yönetecekti. Sorunlar karşısında çalışanın işini daha etkin bir şekilde yönetebilmesi adına doğrudan yaptığı görüşmeler olacaktı, gündemli olacaktı, 30-40 dakika sürecekti, çalışanın nerede olmak istediğini ifade etmesine yardımcı olacaktı, oraya ulaşmasında mihmandarlık yapacaktı. Öğrenmeyi kolaylaştıracaktı, öğreten değil, öğrenmeyi kolaylaştıran olacaktı/facilitator, gelecekteki başarıya odaklanacak, zeki, çevik, ahlaksız değil, dürüst, açık ve adil olacaktı. Ya işte empati gösterecek, tepeden bakacak sorunu çalışanın da aynı şekilde big picture odaklı görmesini sağlayacaktı, adamım be kahraman gibi kahraman. GERİ BİLDİRİM VERECEKti, oh god i love feedback, say that aloud.





Sonra ne olacaktı; 

  • Astlar gelişecek,
  • Katılımcı olacak,
  • Performans değerlenmesi yaparken astlar ile açık iletişim kurulmuş olacak,
  • Yetki devri olacak, yönetici yöneticiliğini yapacaktı,
  • Yenilikçi olacaktı ekip, değişimi yönetecekti,
  • Terfiler artacak, 
  • Kişilerin güçlü olduğu yönlere kaymalarına yardımcı olacak,
  • Gerçekçi hedefler belirlenecek,
  • Daha istikrarlı bir yönetim ekibi oluşacak,
  • Bireyin kendine güveni artacak, astın daha rahat konuşmasını sağlayacak ortam yaratacak, feedback sessionı domine etmeyecek(bu kısım çemçük ağızlı plaza profesyonelleri için geldi), yargılamayacak, destekleyecekti.
Hepimiz cennete gidecektik.Fark yaratma yoluyla meritokrasiyi besleyecek, aynılıktan kurtulup sıradanlığı ortadan kaldıracaktık, çok şükür. Size okulu derece ile bitirdiğimi ve diplomamı İlahiyat Dekanı'nın verdiğini anlatmış mıydım, unutun bunu anlatmayacağım. 


Geri bildirim yaparken dikkat edilse fena olmayacak şeyler;
Spesifik olmalı, zamanında gecikmeden verilmeli, yapıcı bir dil kullanılmalı, kişiye overdose bilgi verilmemeli, zaman ve mekandan münezzeh değil uygun yer uygun ortam olmalı, bir de karşıdakinin söylediklerinizi anladığından emin olmalısınız. * Hatırlatın bir ara feedback maceralarımı anlatayım, asfalt ağladı be. 


Gideyim de kendime Sporcu Koçu bulayım, hatırlarsınız en son Fitness Hocası Efe olayından bu yana personal trainer kullanmıyorum, napim ya, geniş omuzlu yüksek bireyleri seviyorum ama bu başka bir hikayenin konusu. Hey 1 kilo verdim, kutlayalım mı, ceviz yeriz malum fındık intoleransı var bende yiyince tuhaflıklar oluyor.

Geleceğin Liderlik Koçu Coco(yazma buraya, yazma, gerçek oluyor sonra).



Aldatılanların ve İtelenmişlerin hatta tekme yemişlerin ve tuvalette iş teklifi almışların Azizi,

Hadi Öperler ne zamandır öpmüyordum. 

Yazının fon müziği: Lenny Kravitz- Are U gonna go my Way 







8 Temmuz 2015 Çarşamba

Tatil, Uyku, Ağaca Tüneyen Bir Süper Kahraman

Nem çok nem.








07:12 şimdi eve girdim. 
Tam uyuyacaktım ki sevgili dayım Albert telefon etti, "Kiminle görüşüyorum" diyerek telefonu açan bir adam düşünün, bu sanırım onun kafayı bulma şekli. Bilip de bilmezden gelme, salağa yatma bizde aile geleneği, "Ne yapıyorsun?" sorusunun ardından "Şoför aşağıda" dedi ve "ya işte evin odalarında turlayıp telefonda konuşuyordum" cevabımın bitmesini beklemedi bile. Kendisi uslanmaz bir girişimci, rahmetli-eski cumhurbaşkanı gibi bir adam, hani 8 gitmiş 9 kere gelmiş ya benim dayım da o hesap adeta Phoenix'in yeryüzündeki tezahürü, küllerinden doğma konusunda yılmaz bir savaşçı, 27 kere batıp 28. kez işyeri açan bir adam. Bu ara yeme-içme, inşaat, petrol, çelik işinde son 3 yıldır herhangi bir konkordato falan olmadı, Tip olarak Al Pacino'ya benzeyen bir adam, değişik beslenme alışkanlıkları vardır, gecenin 2'sinde sizi evden aldırır kuzu yedirtir falan, böyle laps laps. 

Bu kez hikaye neydi bilmiyorum, küçükken köpeği üzerime atladı diye çiftliği terk etmeye kalkmıştım, en eğlendikleri hikaye budur, kuzenimle motordan düştük hafif çizikler falan bi'ton laf işittik, sonra işte bu öküz Sibirya kurdu bahçede takılırken üzerime atladı, yusuf yusuf tabi, ben şok, ağaca tırmandım, oldukça eğlendiler, normalde cool olan ben her yerim yerimde mi kontrolü yapıyordum bir ağacın dalında, böğürtlen topluyordum ve kek yapıyordum, çocukken güzel bir hayatım oldu. 
Yine günlerden bir gün, o zaman tavuk üretim tesisi var, zorla götürdü "haydi gezeceğiz bilmem ne" diye taktık kafalara boneleri ayaklarda çizmeler hijyenik bir şekilde ahırlarda geziyoruz, "Bu gördüğün ahır büyüyünce senin olacak" dedi. "Dayı manyak mısın, daha ne kadar büyüyeceğim 22 yaşındayım ben" dedim(içimden), "Ayrıca tavuk business hiç bana göre değil bu ne ya kokuyor ewww(Ahır mı)" diye sayıkladım, bunun yanında sevgili pederimin ceset torbası fabrikası vardı enjeksiyon makineleri, laylon kokusu falan burada piliç kellesi uçuran bıçaklar... Vizyonsuzluğu görün işte halbuki unakıtan yumurtaları gibi olabilirdik. Bugün biri çıkıp 5 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz dese, 2020 vizyonumu çatır çatır anlatırım.  
Son bir haftadır içtiğim kahveler, bıldır ki hurmalar nedeni ile bir uyku sıkıntım var, kafeine dayanıksızım, bu kez erken uyuyacağım derken 2 şehir geçip yanına gittim, gerçi arabada uyudum biraz, salyam akmış, rüyamda uzayda bir tavuk çiftliğimiz varmış yine...
Hani böyle kapıda karşılanırsınız ya, hah işte kırmızı halı, benim üstümde pijama "günaydın Dayı'cım" diye kollarını açmış koca yürekli bir adam, uykudan uyandırıldığımda biraz huysuz olduğumu bildiğinden oldukça sevimli bir giriş yaptık, Allah hayra yorsun. 
Müşteriler gitmiş, ödüllü aşçı var, elemanlar var ve benim vicdan azabım var, ya bırak adamları evlerine gitsin diyorum, tamam ben uyandım bak "O_o". Anne yadigarı olan bu adamın anlatacak hikayeleri vardı, gecenin o vaktinde kimseyi bulamamış ya da beni özlemiş ya yine iflas edecek ya da ne olduğunu bilmiyorum, işlerin nasıl gittiğini sordu, anlattım, bu ara tatilde olduğumu, son 6 ayın çok yoğun geçtiğini, önümüzdeki 1 ayın biraz yoğun geçtiğini yeni  bir iş teklifi aldığımı ama rakip olduğu için işin biraz sakat olduğunu yine de halimden oldukça memnun olduğumu sıraladım. 
Kuzu geldi, kuzu, gecenin 2'si, kuzu, diyetteyim, yarın kontrol var ve kuzu bu sıcakta, yanında pilav, en sevdiğimden. Aslında en sevdiğim yemek Hünkar Beğendi, mantı yoksa tabii ama yıllardır kendisi hatırlarsınız anneannemin karabiberli pilav hikayesinden dolayı bana pilav yaptırır. İkizleri soruyorum, iyilermiş, bekliyorum anlatıyor bir şeyler, oha o da ne başka bir işe daha girişmiş, profesyonel olarak benden destek almak istiyormuş, girişimcilik başka bir şey tabii, farklı bir ruh diyelim. Güvenli alandan çıkış, riski satın almak. Aslında çok belli, böyle bir servise ihtiyacı yok, yanında bunu yapacak profesyoneller var lakin moralimin bozuk olduğunu biliyor konunun yakınlarından geçmiyor ama kuzenimin ölümünün bana koyduğu gerçeği, biraz daha fazla vakit geçirmek ve beni kontrol etmek isteği, yer miyim ben(böyle damage control mu olur)? Sabahın o vaktinde kendisine bir program hazırlıyorum, 3 iş günü sonrasında sonuçlanacağını, finansallarını  ve karşılığında dondurma olarak ödeme yapacağını söylüyorum, dayımızdan para alacak değiliz herhalde(olm keko musunuz, gerekirse dayıdan da charge edilir, be professional ben çikolatalı dondurma istedim). 
So, tatilimin son haftasında 3 günümü ona ayıracağıma söz verip(haftasonu çalışmaç) yemek sonrası gelen tatlıyı gömüp, kumda kahveyi içip!!!! sabah ışıkları yükselirken yola çıkıyorum, yola çıkıyorum derken pijamalarım ve değerli kıçımı arabaya doğru sürüklüyorum, tabiisi arabanın kapısını açıyorlar ve sağ arka koltuğa süzülüyorum, kemeri takıyorum, Ersan Bey kontağı açıyor, el sallamasyon sonrasında öküz gibi uyumaç sabahın köründe evimdeyim. Aslında bu yıl adrenalinli bir tatil yapmayı istedim bir ara ama çok yorgunum, yemiyor. Seneye paraşütle atlayabilir, bir uçak simülasyonu hediyesi alabilir, bungee jumpinge katılabilirim. Aile ile kaliteli zaman geçirme vampir dayılarla böyle canlarım, kendisinin bir kız çocuğu yok belki o yüzden böyledir kim bilir.







Yatağa yığılmadan önce bloga bir uğruyorum, bir sürü taslak canlıya alınmayı bekliyor acelesi yok gibi, madem kahve içtim her şey yerinde, şimdi biraz daha uyumayı deneyeceğim, aklı başında akrabalar dilerim hepinize, güzel kariyerler, tatlı projeler ve sizi çok seven insanlar. 
Merak etmeyin ben de sizi seviyorum, bazen. 

Soru: Peki ahıra ne oldu?
C: Sevgili okuyucu, ilgin mi dağınık benim gibi, adam 27 kez iflas etti dedim, alö. Belki de girişimci olmama nedenim bu elim olaylar zinciridir. Who knows post traumatic stress dissor...

Yazının fon müziği: Robbie Williams- Go gentle 




1 Temmuz 2015 Çarşamba

Açılın! Ben İK Kökenli Beyaz Yakalı Bireyim!

Yıldız tarihi 200529987670945








9 diyardan geçmeye, sularından içmeye, bal yanaktan almaya kiraz dudaktan öpmeye geldim(bu böyle değildi sanki). Hello weirdos, i am back in town. 

İK çok rerörörerö vol.8802, sorun şu ki herkes çok iyi biliyordu, herkes her şeyi biliyordu, bir ben bu kadar yeni şeyler öğrenmeye meraklı, istekli falandım. Be openminded kırsal.

Uzun süredir diyemem ama neredeyse yani biraz daha zorlasam 2 haneli çalışma tecrübem olacaktı bu alanda. Yoğun bir dönemdi( bir keresinde holding şirketlerinden birini kapattı ve 3 ay hiç bir şey yapmadan oturduk her zaman yoğun değildi ben yalancı değilim okeay), uzmanlar kıdemli uzmanlara, takım liderleri müdürlere, müdürler senior managerlara, küller küllere yani diyorum ki ashes to ashes dust to dust Allah taksiratını affetsin terfi, ücret, kişisel gelişim sürecine dokundum, sonuçta parmak uçları olan bir beyaz yakalıyım. Her canlı ölümü tadacak, bu coğrafyada ölen çoğusunun kıçına beyaz pamuğu tıkacaklar, kefenle gömülenler kafayı verev tahtaya, tabutla gömülenler de tabutun tavanına çarpıp uyanacak, belki çiçeğin özüne varacak eşkiya, huh? Solucanlar yiyecek, azot döngüsüne katılacaksınız. 





Izy, Lizzy ve Daniel ile yemekteyiz, uzun süredir görüşmedik, Lizzy bir değerlendirme merkezi uygulamasına girecek bankada, onu mu yapayım, bunu mu yapayım diye soruyor, ekipten biri girmiş, "olumsuz yönlerini hiç söyleme" diyor kendisine... Izy ise evlenmek üzere, anlatmıştım, tur bindiriyor, ilk nikahı finallerim olduğu için kaçırmıştım, İstanbul dışında yaşıyordum o dönem, yıllar sonra onun boşanma süreci hepimizi yıpratmıştı. Bebeğini düşürmüş, uzun süre kendine gelememiş sonra o zamanki eşi ile terapiye gitmişti. Kariyeri süper bir çizgide devam ediyordu, şirketi sektörün devlerinden biriydi ve sabah 5'te uyanıyordu, şahane bir hayat değil mi? 
İK'nın sürekli anket yapmasından, yetenek süreci işletmesinden, bu arada asıl yetenekleri kaçırdığından bahsediyordu ve boş boş suratına bakıyordum. Kamoonnn sen kumaş işinde iyisin yetenek kısmını biz fani ikecilere bırak kuzen, bu süreçte insanlar kaçıyormuş, evet bazen yetenekleri elinden kaçırırsın, bazen onlar için yapabileceğin bir şey kalmaz. 

[Yetenek kaçırma görseli]

İstatistiki bilgi paylaşamayacağım şimdi, bir ara bununla ilgili bir Infografik bulur yapıştırırım, daha sezgisel devam edelim okeay? Sistemi oturtmak, değişim, değişime direncin yönetilmesi, şirkettekilere yetenek olayının anlatılması-bazen anlatılmaması, yöneticilerin bağlı çalışanlarına doğru bilgi vermeyip İK'yı hedef göstermesi ve niceleri... Anlaşılan kendini "tırnak içinde yetenek" olarak görüyordu, oldukça başarılı olduğunu biliyordum, bi'şey bi'şey sinyırı idi ve gidebileceğini anlatmaya çalışıyordu, sabredemedim ve madem Temmuz'da evleniyorsun bekle, tazminatını al git. Yani 5 yıl çalışmışsın, hali hazırda bir görüşmen yok, bir beyin avcısı peşinde değil, e o zaman, aeh evet sorunları basite indirgememle meşhurdum, hatta psikologunun verdiği ödevde insanlar beni neden sever sorusunu bana sormuş, karşılığında beni niye sever demiştim, öyle ya 21 yıllık dostum, "sorunları basite indirgiyorsun ve insanlar seninleyken kendini rahat hissediyor"...2. cümleyi daha sonra anlatacağım unutturmayın(hatırlatın-sinsi smayliy) aday bana karısının kendisine boynuz taktığını anlattı, eski sevgilim en yakın kankasının kız arkadaşı ile yattığını anlattı, son hoşladığım çocuk eski sevgilisinin nişanlandığını anlattı, s.ktir g.t bunu dinleyecek vaktim yok kırık kalpler durağı mı yazıyor alnımda, bu kadar rahat olmayın. 
Neyse bunu sonra anlatacağım geri dönelim, sonuca odaklıyım, o halde cut the crap deyip tazminatını alıp çektirip gitmesini tavsiye ettim, harika bir advisor daha da iyisi Kariyer Koçu'yum, Koçum benim diyeni döverim. 
Bazen insanlar sadece birileri kendisini dinlesin ve onaylasın istiyor aslında, bunu anlamak için ortalama zeka ve farkındalık yeter, sürekli kendi hikayenizi anlatmak isteyen biri değilseniz dinleyebilirsiniz, ilginiz dağılıyorsa direkt sonuca odaklanabilirsiniz. Ben şahsen executive summary yapılmasından yanayım bana, kafam serbest çağrışımla çalışıyor zira. Izy bir yere gitmeyecekti sadece mızırdanıyordu. Lızzy'nin görüşmesi güzel geçip terfi alacaktı, Daniel zaten kendi şirketindeydi 38 milyon dolarlık ciroyu nasıl iki katına çıkaracağını düşünüyor, strateji ıdık bıdık işler, döviz kurları, Yunanistan,  VIP müşterileri düşünüyordu. Ben mi? Ben sadece Quinoa salatamın ne kadar da asfalt gibi bir tadı olduğunu düşünüyordum ve tütsülenmiş somonlu kuzeyli salatası nedeniyle çok şanslıydım, harikulade bir iş-yaşam dengesi tutturmuştum. 
Ertesi hafta Lızzy yamulmasın diye yetkinlik bazlı bir görüşme yaptık, pampa modundan çıkıp İK hunimi takıp kendisini biraz kendisine getirdim, keyifli bir seanstı diyelim. Hafta sonu adaya gittik, çıplak ayakla çimenler arasında ayaklar özgür şekilde takıldım, Avi aradı şehirdeymiş, kendisine eşlik edemeyeceğimi söyledim. Kafamı boşaltmaya ihtiyacım vardı ve onunla uğraşamayacaktım. Atlas yeni yeni iyileşiyordu ve onun hastaneden taburcu oluşunu kutluyorduk aslında. 




Harika bir pazartesiye uyandım, gri, kasvetli, bol gök gürültülü. 6:30 alarmdan önce uyanış, her yerim yerimde, sadece pazar günü arı soktu kolumu hafif bir şişlik, tatlı bir kaşıntı, so amerikan bir şekilde diş fırçalama, yüz yıkama, süt içme, kıyafet seçimi, makyaj, evden çıkış, şemsiyeyi unutma. Bu ara gündemim Çalışan Memnuniyeti Anketi'nin sonuçlarını gönderen müşteriye minnoş bir şekilde dönüş, İş Analizi sonuçlarının tarafıma aktarılması, seviyeli bir toplantı, İstiklal Marşı ve kapanış. Olm pozisyonların görev tanımlarının İK tarafından hazırlanması ne amelasyon bir iş, yaşasın prenseslik. 
İç / Dış müşteri memnuniyet oranları, çalışanı elde tutma oranları, finansal başarı falan şirketinizin dışında 3. bir kişi olarak bunları çotonk diye söyleyebilmek mabad ister, pek keyifli. Yani sen kendi fani dünyanın kahramanıyken, rol model falan olduğunu düşünürken, şirketin sana göre galaksinin en iyi şirketi iken sana konsültasyona birileri geliyor(consultant diyelim bunlara) sonra senin kafa going to go to seaside. 

İşin iki tarafı belki de 3, 1-sisteminizi değiştireceğiz diye gelen takım elbiseliler, 2-sizi değerlendirmeye alan takım elbiselilerin arkadaşı olan diğer takım elbiseliler. İşte hikayemiz burada başlıyor sevgili İzlekler, sabır çok şey bir erdemdir. 


Bu görselin adı İK yaparken biz olsun, tamam mı?





Cilalı bir sunum, aslında derin bir know-how ile desteklenmiş, sektör verileri ile zenginleştirilmiş, sorun çok sofistike bir dille ifade edilmiş, çözüme götürecek efsanevi yollar ve kilit noktalar kurum renklerine uygun şekilde yerini almış. 300 Spartalı gibi bir motivasyon düşünün, Spartans! tonight we dine in hell durumu yani, danışmanın hedefi vardır, firmaya gider, sunumu yapar, işi alır, faturayı keserler ve hedeflerini ilk bilemedin iki hadi olmadı 3. quarterda tamamlar. So long Paçoz, burası büyükler ligi.
Performans kriterleri, çalışanı elde tutma yolları, liderlik modeli falan, "yanına bakın şu eğitimleri de verelim, işin devamlılığını sağlayalım" bıdı bıdı. Aslında bence renkli bir iş. Çalışan bağlılığı, işveren markası, üzerine turnoverı nasıl tek haneye düşürdük isimli İstanbul Yöresi türküsü, rollerin optimizasyonu, ödüllendirme, yeniden yaratılan pozisyonlar, arada kalanların başka müdürlüklere transferi, kalan boş kutucuklara dışarıdan alım yapma hooop geldik mi core işe alım yapan danışmanlıklara, sistem kendini ne güzel besliyor görüyor musunuz? 

Anket sonuçlarının paylaşıldığı o an, eşekten düşme hali ve K2'den inen kutsal insanların günü ve yılı kurtarışları, tiyatrocu selamı ve hold for applause & fade out. Daha sonra adım adım tedavi yöntemleri, haftalara bölünmüş çalışma planı, müşterinin size toplantı odası kapatması, amelasyon bir sürü iş, HQ'daki takım arkadaşlarla yoğun telefon trafiği. 

  • Demografik farklılıklar, kültürel farklılıklar ve farkındalık anı. Bireysel başarı kriterlerinden yola çıkıp organizasyonun başarı kriterlerini oluşturma. 
  • Efendim çok çalışmak--> doğru yetkilendirme, delegasyon, eskalasyon mekanizmasının doğru tanımlanması.
  • Sürekli gelişim--> Performansın doğruya yakın bir şekilde ölçümü, tasarımı, kar odaklı yakşalım falan, ota b.ka eğitim olmaz, mezarlıklar kişisel gelişim eğitimi alanlarla dolu.
  • Üst yönetime biat--> Ya s.ktr git burası İstanbul, biz hür doğduk hür yaşarız, abi/dayı yerine Coco Hanım Coco Bey hatta CEO seviyesinde olsam COCO hazretleri, yeteneğe + yetkinliğe göre konumlandırma ve sorgulayan bireyler hatta değişimi yönetme falan.

Sonra yetenek komiteleri, görüşmeler, olaylar vakalar. Görüştüğümüz kişilere süreç tam olarak anlatılmamış, İK yollamış, envanteri öylesine dolduran mı, görüşmede sallayan mı, küçük dağları yaratan mı, panikleyip stres bulutunu yanında getiren mi, görüşmede telefonu ile oynamaya kalkan mı? Gelsin role playlar, gitsin analizler, gözlemler...
Sonra mutlu son tabi, geri bildirim görüşmeleri, Arena'dasın, karşında yaralı bir aslan var ya da İspanya'dasın diyelim sen, senin karşısında manda var evet karşında manda var ve görüşme sonunda manda b.ku gibi hissedeceksin kendini, ben İtalya'da bir arenadayım(Colosseo) okeay. Aslan, benim birinç. 

Adam su katılmamış bir lider olduğunu düşünüyordu, Performansı Başarıya Yöneltme skoru 2 gelmiş görüşmede ağlıyordu. Adam yüzeysel, adam şuursuz, adam ben merkezci, adam dinlemiyor ekibini. 
Kadın kişilik envanterine b.k atıyordu çünkü testlerde hata payı vardı çünkü kendisi Odtü'de kriptoloji dersi almıştı, overdose bilim değişik bir ruh hali içerisindeydi görüşmede ben olmasam bunların insan olduğuna kimse inanamaz diyordu.
Test sonucu hatalıydı ve o buna sadece gülerdi, çünkü bilgisayar başında kocası ile doldurmuştu testi.  
Müdür olmadığı halde nasıl müdürmüş gibi değerlendirilirdi(yetenek havuzuna iletmişlerdi aynı gen havuzuna işendiği gibi). 
Bu çilekleri kim yapıyordu?
Bu soruları neye dayanarak soruyorduk? CFO'nuza deyince sakinliyordu bazen. 
Küsüyordu, konuşmuyordu ve ben o anda kafamın içinde Ahmet Kaya dinlemeye başlıyordum, yanımdasın susuyorsun, susuyor konuşmuyorsun, bakıyor görmüyorsun...
Tabii adayı konuşturmaya yönelik yöntemleri kullanmıyor değil bu assessors danışmanozlar. 

Velhasıl güzel günlerdi. tabii bunlar kafamın içinde döndü döndü, döndü. "Kendim olmayayım yani" dediğinde Bülent, arh evet okuldan arkadaşım, o da bankacıydı ve Bölge Müdürü pozisyonu için DM'ye girecekti, telefonda konsültasyon istiyordu, "aman dedim, lütfen rol yapma sızdırırsın, incinirsin, yine de sen bilirsin". 

Herkesin dini kendineyse leküm diniküm veliyedin yani, herkesin işi de kendine olmalıydı. Ben kumaş satmadığıma, viskon yoğunluğuna ve kumaş terbiyesine karışmadığıma, virman yapmadığıma valör takip etmediğime gecelik faizi, üzerine gecelik geçiren bankacı olarak hayal etmediğime göre AÇILIN BEN İK'CIYIM diyebilmeliydim. Şampiyon diyeceksin, elimi öpeceksin. 

Senin işin sana, benim işim size asdfghjkl.  N demek uzun yazılar yazıyorsun, o ne demek? Yahu sen şu anda yazılan bir kitabın bölümlerinden parçalar okuyorsun ufaklık, hiç basılmayacak olabilir, ben unique olanım, gittim ben havuza girmem lazım.

Yazının fon müziği: Leon Bridges - Coming Home

Her şeyiniz,

Coco de La Renta( Nikahta ne giyeceğim ya hoffffffffffff)